Bir savaş suçu belgesi hazırlamak yalnızca veri toplamak değildir; mağdurun onurunu koruyarak hikâyesini tarihe taşımaktır.
Tanıklığın yöntemi
Bir savaş suçu belgesi hazırlamak, yalnızca veri toplamak değildir. Her bilgi parçası bir insanın acısını taşır; doğrulamak, onu bir kez daha o anın içine sokmaktır. Bu yüzden yöntem kadar niyet de belirleyicidir.
Uluslararası insancıl hukuk, tanıklığı yalnızca hukuki bir süreç olarak değil, ahlaki bir sorumluluk olarak çerçeveler. Mağdurun ifadesini almak; onu ruhsal olarak yıkmadan, güvenliğini tehlikeye atmadan ve ifadesini çarpıtmadan nasıl yapılır? Bu soru, saha gözlemcisi eğitiminin merkezine oturmalıdır.
Kanıt toplamak güçtür; kanıtı insanlığını yitirmeden korumak ise çok daha güçtür. Bir avukat olarak yıllarca bununla yaşıyorum.
Etik ve doğrulama
Sahadan gelen her not; tanığın güvenliği, bilginin doğruluğu ve mağdurun onuru gözetilerek değerlendirilir. Açık kaynak araştırmasıyla çapraz kontrol edilmeyen hiçbir bilgi raporda yer almaz. Bu bir tercih değil, meslek etiğinin gereğidir.
Görüntü doğrulama, coğrafi konum analizi ve tarih tespiti artık saha gözlemcilerinin temel beceri setine girmiştir. Etik boyut ise şunu sorar: Bu bilgiyi paylaşmak, tanığı veya mağduru tehlikeye atar mı? Cevap belirsizse, beklemek zorunluluktur.
2025 boyunca Dernek olarak Gazze'den derlediğimiz 140 sayfalık belgede 68 ayrı vakayı en az üç bağımsız kaynakla doğruladık. Bu titizlik, raporumuzu uluslararası mahkeme süreçlerinde atıf gösterilebilir kıldı.
Kamusal etki
İyi belgelenmiş bir tanıklık; davaları etkiler, politika yapıcıların gündemine girer ve basın aracılığıyla kamuoyunu harekete geçirir. Reuters ve Al Jazeera başta olmak üzere 17 medya kuruluşunun bağımsız kaynak olarak kullandığı verilerimiz, Avrupa Parlamentosu'ndaki üç acil önergeye zemin hazırladı.
Tanıklık; birinin başına geleni anlatmak değil, o anlatıyı tarihin kaydına geçirmektir. Ve tarih, titiz olanı hatırlar.